Kur’an-ı Kerim, yalnızca Allah Teala’nın bütün insanlığa hitabı değil, aynı zamanda İslam kültür ve medeniyetinin de temel yapıtaşıdır. Müslümanlar ilahi vahyi anlamak ve ondan ilhamla bir dünya inşa etmek için erken dönemlerden itibaren yoğun çaba sarf etmiştir. Zamanla geniş bir coğrafyaya yayılan bu kolektif çaba ile çeşitli ilmî disiplinler ortaya çıkmıştır. Bizatihi dili itibariyle mucizevi bir metin olan Kur’an’ın anlaşılması meselesi ise hem Arapça lügat ve nahiv ilimlerinin hem de doğrudan Kur’an’a dair incelemelerin yapıldığı ilimlerin tesisini beraberinde getirmiştir. Esbâb-ı nüzûl, vücûh ve nezâir, münâsebâtü’l-âyât ve’s-süver, mecâzü’l-Kur’ân, müşkilü’l-Kur’ân, meâni’l-Kur’ân, i’râbü’l-Kur’ân, i’câzü’l-Kur’ân ve garîbü’l-Kur’ân gibi başlıklara ayrılan Kur’an ilimleri (ulûmu’l-Kur’ân) ile ilahi hitap muhtelif yönlerden kuşatılmaya çalışılmıştır. Bu ilimlerden garîbü’l-Kur’ân, Kur’an’da az kullanılmasından dolayı anlamı yaygın olarak bilinmeyen ya da anlaşılması güç lafızları Devamını Göster