İnsan, kendini aramakla başlayan yolculuğun sonunda kendine rastlayacağını zanneder.
Bülent Akyürek, Cihada Gidemeyen Adam’da kendi iç âleminde sıkışmış, sürekli düşünen ve bu yüzden parçalanıp duran bir adamın hikâyesini anlatır: doğduğu andan itibaren kendini uyumsuz hisseden, düşünmekten kaçamayan, sıradan hayatın akışına karışamayan bir adamın zihinsel ve ruhsal çözülüşünü... Çocukluğundan bu yana kendini ve varlığı anlamaya çalışırken giderek düşüncelerinin içinde sıkışır, inançla şüphe arasında gidip gelir, dünyayı düzeltme arzusu ile kendi içindeki karanlık arasında dalgalanıp durur. Okudukça ve düşündükçe insanlardan uzaklaşır, yalnızlaşır, kendi içine kapanır, hayatın basit akışını sürdüremeyen birine dönüşür. Zamanla varlık, yokluk, ölüm, anlam, kader gibi meseleler zihninde büyürken gerçeklikle kurduğu bağ zayıflar; zihni çıkışı belirsiz bir labirente dönüşür. Okuyucu bu labirentin içinde dolaşırken bir insanın hem kendini kurm Devamını Göster