Sultan Süleyman Han Hazretleri, bir gün ferman buyurdular ki: “Sen ve karındaşın nasıl ortaya çıkıp, cihad meydanına atıldınız? Bunun sebebi ne idi? Kimlerdensiniz? Kul taifesinden mi, şairlerden mi? Bu zamana gelinceye kadar ufak büyük, karada ve denizde, ne şekil gazâlar oldu ise, baştan sona kadar, ne eksik ne fazla, gerek nazım gerekse nesirle, yazıp, bir kitap düzüp, buraya gönderesin ki, eskiden yazılmış tarihlerin yanında, Hazine-i Âmire’mde bulunsun! Bu yüce fermana can baş üstüne deyip, Seyyid Murâdî’yi çağırttım. Seyyid Murâdî, emrimdeki reislerden gazâlara iştirak eden bir deniz yiğidi idi. Gazâlarımızı nazımla destan edip söylerdi. Yazdıkları hoş şeyler olup gaziler ezber eder, okurlardı. Murâdî’ye dedim ki: “Bak a Murâdî! Bizler için artık dünyada işitilmedik nesne kalmamıştır. Hemen arzumuz, bu fâni âlemde bir eser bırakıp ahfâdımızın hayır duasına vesile kılmaktır.” İşte hayalin yetişemeyeceği kadar olağanüstü, fakat tamamen gerçek bir macera, bir hayat ve bir kahraman.. Devamını Göster