İstanbul’un güvenli ama boğucu rutininden sıyrılan bir gazeteci, kendini tel örgülerin ardındaki kaotik coğrafyada, Halep’in yıkıntılarında bulur. Burası, yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğu, ihanetin ve sadakatin namlunun ucunda yer değiştirdiği bir dünyadır.
Samet Doğan, tanıklık ettiği savaşı bir muhabir soğukkanlılığıyla değil, bir romanın kuşatıcı diliyle anlatıyor. Halep Kalesi’nde zafer çayı içme hayaliyle yanıp tutuşan ancak sözünü t Devamını Göster